1 Ağustos 2013 Perşembe

İçsel Düş Baloncuklarım

Yaşanılmış yaşların her birisinin üst üste biriktirdiği fakat gözden kaçan ve ara ara hatırlanan bir şeydir düş dediğimiz...

Kişinin fantazisine göre değişir tabi bu düş baloncuklarının sayısı. Ben en çok beslenmeyip patlatılmış olanlara üzülüyorum. Neden bir insan düş beslerken yanında iğnesini de yaratır ki? Korkudan mı? Bu korku ne zaman bu kadar korkunç şeyler başarabilecek kadar beslendi insan ruhunda? Ahhh... Yine sormaya başladım o yeni sorular doğuran soruları :) 

Bendeniz pek çok düş baloncuğu beslemişimdir. Çoğunu da yapmışımdır. Yapamadıklarımdan bir tanesi ve en önemli olanı için bu bloğu açmış bulunmaktayım zaten. O ne mi ? Tabi ki Reklam Dünyası...Aşık olduğum sektörün içerisinde nefes almak, raylarını döşemek... Aslında bu bir istek değil. Evet değil. Bu benim kimyam, bu benim biyolojim, bu benim mantığım, bu benim DNA'm. Yoksa bu iş böylesine bir tutkuya kuru bir istekle dönüşemezdi. Ayrıca bu konuyu da çooook uzatabilir ve başınızı ağrıtabilirim ki sonunda bir reklam ajansı açar başına beni geçirirsiniz. O derece de etkilerim :)) 

Çocukluğumdan beri ilginç rüyalar gören, hayalgücünü rüyalarla besleyen, Dostoyevski'nin Suç ve Ceza adlı eserini 11 yaşında okuyup psikolojiye merak saran bir bünyenin düşleyebileceği şeylerden biraz bahsetmek istiyorum aslında. Çünkü büyüyünce o yaşlarda bu rüyayı gördüğümü hatırlayıp şaşırmışlığım vardır. Ama en ilginci de çocukluğumda gördüğüm rüyaların yüzde 90'ı birbirinin devamı niteliğinde olması. Yani bir rüyamın bitiminden devam eden ertesi gün rüyalarım vardı. Geri kalan yüzde 10 un bir kısmı da hep aynı rüyalardı. Abartmıyorum. Hep aynı rüyalardı gerçekten. Hatta öyle ki rüya sırasında yaşanacak aşamaları bildiğimden ona göre hareket etmişliğimde vardır. Rüyadayken rüyada olduğumu bildiğim uykularım gerçekten o zamanlar çok çok çok fazlaydı. Bu sayede rüyamda istediğim herşeyi yapıp rüyamı dilediğim gibi yönlendirebiliyordum. Çikolata istiyorum çikolata gelirdi, araba istiyorum araba gelirdi. Hatta Şirin Baba'yı bile getirttim ayağıma. Herkes akıllı olsun :) 

Favori iki rüyamı sıralıyım ;

1. Micheal Jackson 'ın bizim sokağın serserisi olduğu ve beni her gördüğünde bana slow motion olarak bıçak fırlattığı rüyalarım. :) Bu rüyayı en az 50 kere görmüşümdür. Hep sağ tarafımda beyaz bir minibüs olur ve ben onun arkasına saklanırdım. Tabi adamın her zamanki siyah kıyafeti üzerinde ve bıçağı atarken bile moonwalk'tan asla vazgeçmez. Bu rüyaları gördüğümde 5-6-7 yaşlarımdaydım. Fix hep standart şekilde üzerinde bir değişiklik olmadan gördüm. 

2. Çocukluk arkadaşım Serkan'ların evine gidip, gizli bir oda keşfediyoruz. Odanın içerisinde bir kanepe var. Kanepeye oturduğumuz gibi hooopp bir bakmışız uzaydayız. Dinozorlar patenle karnaval yürüyüşü yapıyorlar. Her yer rengarenk ışık. Ayaklarımızda patenler Serkan'la birlikte aralarına karışıyor. Altlarından geçiyor ve deli gibi alkış alıyoruz. Bu rüyayı da aynı yaşlarda gördüm ve her gördüğümde inanılmaz mutlu uyandığım bir rüyaydı. Yazık. Artık büyüdük diye sanırım basit mutluluklar rüyalarımızı terkediyor...

Bu rüyaları görebilen birisinin besleyebileceği düş baloncuklarını tahmin edebilir misiniz? 
Yaptıklarım dünyada var olan var olmuş şeyler üzerine yoğunlaştığım ve istediğim şeylerdi.
Yapmadıklarımsa, işte onlar benim üstüme vazife. Çünkü henüz yapılmadılar. Ben yapmalıyım. Çünkü onları ben hayal ettim, ben düşledim ve ben besledim. Benden başka birisi benim gibi yapamaz. Benim gördüğüm gözle göremez. Tıpkı senin bana hayalini anlattığında benim onu düşleyemeyip, sadece gülümsemem ve harikaymış ya diyip geçmem gibi bir tavır görmem olur başkasının yapması. Sende yapma! 

Sende düşle ve düşünü besle! Eğer düşleyebilecek bir insansan, yapabilecek bir insansındır. Ayağa Kalk...
Silkelen. Üzerindeki tozların bir şekilde ayaklarının altına düşmesi lazım ki çiğneyebilesin. İhtiyacın olan şeyi sana vermiyorlarsa hazıra konmayı düşleme. Sen yap o şeyi. Güç sende. Zaman sende. Yapılamamış onca şeyin yükünü taşıyan insanların sana olumsuz olmasına kulak asma. Vakit kaybetme. Sistemin işleyişini anladığın gün, beklediğin günler için üzülme. Sen sadece düşle ve düşünü besle...


Serhat Doğan

1 yorum:

  1. sanki benim için yazmışsın :) kalemine yüreğine sağlık x

    YanıtlaSil